Bugun...


ANGARYA GÖREVLERE SON VERİLSİN
Türk polis teşkilatının tarihsel gelişim süreci içinde günümüze kadar Dünya konjoktörüne uyum çerçevesinde gelişerek gelen polislik mesleğinin odağında,

ANGARYA GÖREVLERE SON VERİLSİN
+ -

Türk polis teşkilatının tarihsel gelişim süreci içinde günümüze kadar Dünya konjoktörüne uyum çerçevesinde gelişerek gelen polislik mesleğinin odağında, suç ve suç ile en etkin biçimde mücadele ederek toplumsal huzurun sağlanması ve güven duygusunun hiç bir müdaheleye fırsat vermeksizin oluşturulması her zaman ön planda olmuştur.

 

Türk polisinin yetkileri ve sorumlulukları kapsamında asli görevlerinin dışında üstlenmiş olduğu “ İdari Toplumsal Hizmet Görevleri “ artık tahammül sınırlarını aşarak angarya işler konumuna gelmiştir. Zaten zor görev koşulları altında büyük fedakarlıklar ile çalışan polis, kendisine verilen bu angarya işler nedeniyle ağır bir sosyal hizmet sorumluluğunun altına girmiştir. Halbuki anayasanın on sekizinci maddesi “HİÇ KİMSE ZORLA ÇALIŞTIRILAMAZ, ANGARYA YASAKTIR” demektedir.

 

Aşırı görev yükü ile donatılan polisin fizyolojik ve psikolojik dengeleri bozulmakta ve zamanla ileri derecede kalıcı hasarlar oluşmaktadır. Buna bağlı olarak polis çevresinden ve ailesinden uzaklaşarak sosyal izolasyona maruz kalmakta ve giderek içine kapanmaktadır.bu nedenle de sosyal yaşamdan giderek uzaklaşmaktadır. Yoğun stres altında görevini yapmaya çalışan polise, siyasi iktidarların dayatması ile yerine getirilmesi kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelen angarya görevler teşkilat içinde tepkilere neden olmakta ve dolayısıyla polisi de kendi teşkilatı ile karşı karşıya bırakmaktadır.

 

Polisin, siyasi iradenin ezici baskılarından ve politikanın her türlü entrikalarından uzak durarak oluşturacağı yeni çağdaş kimliğe sahip yapılanmasında güçlü bir kamu yönetim anlayışının benimsenmiş olması gerekir. Polise verilen idari toplumsal hizmetlere yönelik görevler arttıkça, polisin asli görevlerinin başında gelen " SUÇ VE SUÇLUYLA MÜCADELE " ile bu bağlamda " CAN VE MAL GÜVENLİĞİ"nin sağlanması gibi hassas konuların sekteye uğramamasının bilinmesi gerekmektedir. 

 

Diğer önemli bir konu da polisin asli görevlerinin aksamasının, "HAK", "HUKUK" ve "ADALET" kavramları üzerindeki yansımalarının ne olacağıdır. Ama bilinen bir gerçek vardır ki o da, bu göstergelerden kaynaklanacak olan bütün olumsuzluklardan polisin sorumlu tutulmak isteneceğidir. Polisimize çağdaş kimlik kazandıran evrensel boyutlardaki görev anlayışının sahip olduğu ilkelerinin doğrudan polisliğe yönelik asli görevlerde kullanılması, vazgeçilmez ve asla dokunulmaz nitelikteki "TEMEL İNSAN HAKLARI DEMOKRASİSİ"nin daha bilinçli ve daha özenle korunmasına katkı sağlayacaktır. 

 

Bu misyonun açılımını, totaliter bir yönetim anlayışının yerine, ulusun kendisini devlet nezninde ifade etmesinin bir sonucu olarak görebiliriz.

 

İşte bu aşamada adaletin ilk tecelli ettiği kapı olan polis, hukukun, insan haklarının ve demokrasinin üstünlüğü bilincinin toplum içinde yerleşmesi için üstlenmiş olduğu misyonu eksiksiz ve kusursuz bir şekilde yerine getirmiş olur.




Kaynak: Ünal BENLİALPER

Bu haber 2963 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
SON YORUMLANANLAR HABERLER
VİDEO GALERİ
Advert
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YUKARI